'Eyvah bebekler azaldı'... Çin nüfusu yaşlanıyor ve bu hepimizi ilgilendiriyor

Dünyanın en kalabalık ülkesi Çin bir nüfus krizi yaşıyor. Üstelik bunun dünya için çok büyük sonuçları olabilir. Detaylar haberimizde...

'Eyvah bebekler azaldı'... Çin nüfusu yaşlanıyor ve bu hepimizi ilgilendiriyor

Dünyanın en kalabalık ülkesi Çin bir nüfus krizi yaşıyor. Üstelik bunun dünya için çok büyük sonuçları olabilir. Detaylar haberimizde...

07 Haziran 2021 Pazartesi 11:05
'Eyvah bebekler azaldı'... Çin nüfusu yaşlanıyor ve bu hepimizi ilgilendiriyor

Geçtiğimiz hafta başında Çin'den dünyanın dengesini değiştirebilecek bir açıklama geldi. Devlet Başkanı Şi Cinping'in, Komünist Parti'nin önde gelen yetkilileriyle yaptığı görüşmenin adından, ülkedeki evli çiftlerin sahip olabileceği çocuk sayısı sınırının üçe çıkarıldığı bildirildi.

Ülkenin resmi haber ajansı Şinhua, üç çocuk politikasının yanında bazı destekleyici önlemler alınacağını, bu sayede ülkenin nüfus yapısının iyileştirileceğini, yaşlanmakta olan nüfus sorunuyla başa çıkılacağını ve insan kaynakları zenginliğinden doğan avantajın sürdürüleceğini aktardı.

Aslına bakılırsa Çin'deki gelişmeleri yakından takip edenler için bu karar pek de sürpriz olmadı. Zira üç hafta kadar önce Çin Ulusal İstatistik Bürosu'nun açıkladığı, 2020 yılı nüfus sayımı sonuçları, Çin'in en büyük gücü olan nüfusunu kaybetmekte olduğunu net bir biçimde gözler önüne seriyordu.

BEBEK SAYISI AZALIYOR, ÇİN NÜFUSU YAŞLANIYOR

Nüfus sayımı sonuçlarına göre, Çin'in toplam nüfusu 2020'de 1,41 milyar oldu. Bir başka deyişle, Çin nüfusu bir yıl içinde 10 milyon, 2010'dan bu yana ise 72 milyon artış gösterdi.

Ülkede geçen yıl 12 milyon bebek doğdu. Bu sayı 1959-1961 yılları arasında Çin'i kasıp kavuran Büyük Kıtlık'tan bu yana en düşük seviye olarak tarihe geçti. Dahası yeni doğan bebek sayısında dört yıl üst üste düşüş kaydedildi. Bir önceki nüfus sayımının yapıldığı 2016 yılında doğan bebek sayısı 18 milyon, 2019'da doğan bebek sayısı ise 14,65 milyondu.

Çin'de tek çocuk politikası 1979 yılında yürürlüğe girmiş, o tarihten 2016'ya kadar devam etmişti. 2016'da ikinci çocuğa izin verildi, 5 yıl sonra ise üçüncü çocuk izni geldi. Ancak görünen o ki Çinli aileler ikinci çocuk izni çıkmış olsa da daha fazla çocuk sahibi olmaya sıcak bakmıyor. Zira sayım sonuçlarında ülkedeki doğurganlık oranının 1,3'e kadar gerilediği ortaya çıktı. Nüfusun stabil kalması için bu oranın 2,1 olması gerekiyor.

Diğer yandan Çin'in yaşlı nüfusu da artmaya devam ediyor. 60 yaş ve üstü vatandaşların oranı 2010 yılında yüzde 13,3'ken, 2020'de yüzde 18,7 oldu. 15-59 yaş grubunun oranı ise yüzde 70,1'den 63,35'e geriledi.

ÇİN ORDUSU ASKERE ALACAK GENÇ ARIYOR

Bu oranların Çin için ve dünyanın geri kalanı için önemli sonuçları var. Örneğin tam da üç çocuk kararının açıklandığı gün ülkenin İngilizce yayın yapan gazetelerinden South China Morning Post'ta yayımlanan bir haber, Pekin'in karşı karşıya olduğu sorunlardan birine odaklanıyor. "Çin'in gerileyen doğurganlık oranı ordunun yeni asker bulmasını zorlaştırıyor" başlıklı haberin detayları oldukça çarpıcı.

Habere göre, dünyanın en kalabalık ordusu olan Halk Kurtuluş Ordusu'nun bu statüsünü koruyabilmesi için, her yıl binlerce genci silah altına alması şart. Ancak doğurganlığın azalması ve nüfusun yaşlanması, ordunun üst düzey yetkililerini oldukça zorluyor.

Üstelik uzmanlar 21'inci yüzyılda doğan gençlerin 20'nci yüzyılın teknikleri ile eğitilmesinin mümkün olmadığını (habere göre, "bazı genç askerler emirlere karşı gelip üstlerini sorgulamaya bile cüret ediyor"), bunun da orduyu değişime ayak uydurmaya zorladığını belirtiyor.

ASKERE ALIM KRİTERLERİ DÜŞÜRÜLDÜ

Bir diğer sorun da yeni nesil silahların sadece fiziksel kapasitesi değil, entelektüel kapasitesi de gelişmiş askerler gerektirmesi. Eski zamanların kırsal kesimden gelen eğitim seviyesi düşük askerlerine karşın günümüzde üniversite mezunu, teknolojiyi kullanma becerilerine sahip gençlere ihtiyaç var.

Haberde tam da bu nedenle 2014 yılında bir karar alındığı, minimum boy sınırının erkeklerde 162 santimetreden 160 santimetreye, kadınlarda ise 160 santimetreden 158 santimetreye indirildiği ifade ediliyor. Aynı şekilde aşırı kilolu olmak ya da miyop olmak gibi, geçmişte eleme nedeni olan kriterlerde de çıtanın aşağı çekildiği belirtiliyor. Ordu ayrıca iş bulamamış üniversite mezunlarına ve üniversiteye girememiş lise mezunlarına da kapılarını açmış durumda.

Gazeteye konuşan bir askeri bilimler araştırmacısı olan Ju Çenming, "Asker sıkıntısı şu an kritik seviyelerde değil belki ama daha yüksek eğitimli şehirli çocukların orduda görev yapmak istemedikleri de bir gerçek" diye konuşuyor.

Askeri uzman Antony Vong Tong da 1993 yılından bu yana birçok ordu yetkilisinin ve analistin, tek çocuk politikasının ordu üzerindeki olumsuz etkilerini dile getirdiğini hatırlatıyor. Vong çözümün ordudaki kadın sayısını artırmak olabileceğini belirtiyor.

DÜNYANIN GERİ KALANINI DA ETKİLEYECEK

Pekin yönetimi Halk Kurtuluş Ordusu'nun geleceğini düşünedursun, dünyanın geri kalanında da Çin'in azalan nüfusunun yaratacağı ekonomik etkiler gündemde.

Örneğin ABD'de yayın yapan Wall Street Journal gazetesi, Çin'in nüfusundaki gerilemenin küresel ekonominin her köşesine etki edecek bir sorunu doğuracağını öne sürüyor. Gazeteye göre, "Bu durumun en büyük etkilerinden biri, günümüzde çoktan şirketlerin aklını kurcalayan bir mesele: Enflasyon".

Elbette Çin'in nüfusunun azalmasına ve yaşlanmasına bağlı olarak küçülecek olan iş gücü, doğrudan emek yoğun tüketim mallarının fiyatlarının yükseleceği anlamına gelmiyor. Fiyat artışında talep, otomasyon seviyesi, nakliye teknolojileri gibi birçok başka faktör de etkili. Ama diğer bütün faktörlerin sabit tutulduğu bir denklemde, emek yoğun imalat maliyetleri önümüzdeki 10 yılda yükselecek gibi görünüyor. Hindistan'ın zayıf altyapı ve korumacılık sorunları da Çin'in yerini doldurmasına engel oluyor. Vietnam'ın sektöre katkıda bulunması bekleniyor ancak Çin'in açığını kapatması oldukça zor. Zira sadece Guangdong eyaletinin nüfusu bile Vietnam'ın nüfusundan yüzde 30 daha fazla.

GÖÇMEN İŞÇİ SAYISI AZALIYOR

Wall Street Journal'a göre, Çin'in dünya ekonomisine entegre olmasının emek yoğun malların fiyatlarında bu kadar etki yaratmasının en önemli sebebi zamanlama. Zira ülkenin dünyaya açıldığı 1990-2010 arası dönemde, iş gücü kabul edilen 15-64 yaş grubu nüfusunda da patlama yaşandı. O yıllarda söz konusu nüfus 10 puanlık bir artışla yüzde 75'lere ulaştı.

Küresel şirketlerin kullanımına sunulan bu çok büyük ve ucuz bir iş gücü aynı zamanda arkasında kendisine bağımlı çok fazla kimse olmadığından risk alabiliyor, kıyılardaki büyük liman şehirlerine kolayca göç edebiliyordu.

Günümüzde bu tablo tersine dönmüş durumda. Bugün Çin'deki göçmen işçilerin yarısından fazlası 40 yaşın üzerinde. 2008'de bu oran yüzde 30 civarındaydı. Üstelik söz konusu işçilerin çok büyük bir kısmı memleketlerinde bıraktıkları yaşlı ebeveynlerinin bakımının sorumluluğunu da üstlenmiş durumda.

Şehirlerdeki göçmen işçilerin ve toplam işçilerin sayısı 2017'den beri keskin bir düşüş gösteriyor. Bu durum nüfus artış hızının azalmasından bile daha endişe verici bir gösterge çünkü Çin'in verimlilik büyümesinin en önemli kaynağı olan çalışanları düşük katma değerli tarım ve yerel hizmetler sektöründen alıp yüksek katma değerli imalat sektörüne aktarma politikasının da sınırının geldiğine işaret ediyor.

2018 yılında resmi veriler şehirlerdeki iş gücü büyümesinin yıllık 10 milyon kişinin altına indiğine işaret ediyordu. 2002'den bu yana ilk kez bu seviyeler görülürken, trend 2019'da da devam etti. Araştırmalar ayrıca kentlerdeki iş imkanı/işçi sayısı oranının da sürekli arttığına işaret ediyor.

BAKIRDAN ÇELİĞE HER ŞEYİ ETKİLİYOR

Çin'in nüfusunun yaşlanmasının üretim maliyetleri dışında ekonomiye başka etkileri de var.

Önümüzdeki 20 yılda yaşlanan düşük gelirli nüfus, emlak sektöründeki talebin düşmesine yol açacak. Bu da çelik ve bakıra olan talepte düşüşe neden olacak. Temiz enerji ve otomobil yatırımları bakır talebini bir noktaya kadar korusa da 2018 itibarıyla Çin'de inşaat sektörü halen en büyük bakır müşterisi pozisyonunu koruyordu.

Eğer gelecekte Çinliler için gayrimenkul güvenli yatırım konumunu kaybederse, neredeyse tüm büyük endüstriyel mallara yönelik talep bundan zarar görecek. Bu da bir sonraki aşamada dünyanın her yerindeki üreticilerin müşteri sayılarının düşebileceği anlamına geliyor.

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol