Efkan Ala’nın istifasını değerlendirdi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ne Efkan Ala kardeşimizden bir sıkıntı söz konusudur ne de bu süreç içinde ona yönelik herhangi bir olumsuzluğu söylemeye ne Sayın Başbakan’ın ne benim herhangi bir haddimize değildir, o kadar da açıktır" dedi.


Çin’de düzenlenen G-20 Zirvesine gitmeden önce Ankara Esenboğa Havalimanında düzenlenen basın toplantısında gazetecilerin gündeme ilişkin sorularına cevap veren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, son günlerde Batı’daki bazı çevrelerin yaptıkları açıklamaları hayretle karşıladığını belirterek, Cerablus’ta DAİŞ’in yenilgiye uğratılmasından adeta rahatsızlık duyulduğunu, Batı dünyasının artık ya terörden yana ya da terörün karşısında olarak bir seçim yapması gerektiğinin altını çizdi.
Hiç kimsenin Türkiye’nin Güney sınırında bir terör koridoru kurulmasına müsaade etmesini beklememesi gerektiğini kaydeden Erdoğan, PYD-YPG’nin Fırat’ın Doğu’suna geçtiği yönündeki açıklamalara itibar etmediklerini, PYD-YPG’nin Fırat’ın Doğu’suna geçtiğinin ispatının Türkiye’nin tespitine bağlı olduğunu vurguladı.

G-20 ZİRVESİ
G-20 Hangzhou Zirvesinin kritik bir dönemde toplandığını belirten ve küresel ekonomik krizin üzerinden 8 yıl geçtiğini kaydeden Erdoğan, “Bu süreçte G-20 ülkeleri olarak güçlü, sürdürülebilir ve dengeli bir büyümeye ulaşmak maksadıyla birçok adım attık. Ancak geldiğimiz noktada bu adımların küresel büyüme hızını arzu ettiğimiz seviyeye taşıyamadığını görüyoruz. İktisadi faaliyetlerdeki zayıflık devam ederken jeopolitik riskler, terörizm ve mülteci krizi gibi sıkıntılar da ülkeler üzerinde yük oluşturuyor. Hangzhou Zirvesi küresel ekonomide yeniden güçlü bir büyümeyi yakalama noktasında atılacak ilave adımları ele almak için iyi bir fırsat oluşturacaktır” dedi.
Geçen yıl Türkiye’nin G-20’nin dönem başkanlığını üstlendiğini ve 15-16 Kasım tarihlerinde Antalya’da 10. G-20 Liderler Zirvesine ev sahipliği yaptığını kaydeden Erdoğan “Antalya Zirvesi G-20’nin en başarılı, sonuçları itibariyle en verimli zirveleri arasında yerini almıştır. Dönem başkanlığımız sırasında özellikle kapsayıcılık ilkesini ve kapsayıcı büyümeyi ön plana çıkarttık. Kapsayıcı büyüme dediğimiz zaman büyümenin sadece rakamlar ibaret olmadığını vurguladık. Başta kadınlar ve gençler olmak üzere toplumun tüm kesimlerinin artan refahtan pay almasını sağlamaya çalışmalı, adaletli büyümeyi de tesis etmeliyiz. Kapsayıcılık sadece G-20 ülkelerinin içinde değil, dünya genelinde hakim kılınması gereken bir husustur. Gelişmekte olan ülkelerin küresel ekonomiye daha iyi entegre edilmesi gelişmiş, gelişmekte olan ayrımı olmaksızın bütün ülkelerin faydasınadır. Sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin uygulanmasına yönelik bir G-20 eylem planının Hangzhou’da kabul edilecek olması çok önemli olacaktır. Çin dönem başkanlığının bu yıl kapsayıcılık ilkesine G-20 öncelikleri arasında yer vermesini memnuniyetle karşıladık” diye konuştu.
Terörizm ve mülteci krizi gibi ekonomiyi doğrudan etkileyen meselelerin de G-20 platformunda ele alınması gerektiğinin altını çizen Erdoğan “Antalya Zirvesinde terörizme karşı G-20 liderleri olarak ilk kez bir bildiri kabul ettik. Böylece terörün hiç birisine müsamaha göstermeyeceğimizi ortaya koyduk. Bu durusun teyit edilmesi, tahkim edilmesi önem arz ediyor. Hangzhou’da küresel barışı, güvenliği, istikrarı ve dolayısıyla ekonomiyi tehdit eden terör belası ile mücadele konusunu da görüşeceğiz. Ülkemizin mücadele ettiği FETÖ, DHKP-C, PKK, YPG ve DAİŞ gibi terör örgütleri konusunda muhataplarımızdan beklentilerimizi dile getireceğiz. Bizim teröre ve terör örgütlerimize karşı durduğumu hep tutarlı ilkeli olmuştur. Baştan beri terör örgütleri arasında ayrım yapılmaması gerektiğini, iyi terörist kötü terörist diye bir şeyin olmadığını ifade ettik. Bir terör örgütünün diğeri ile çatışmaya girmesinin elindeki kanı temizlemeyeceğini, onu muteber kılmayacağını söyledik” şeklinde konuştu.

“YA TERÖRDEN YANASINIZ YA DA TERÖRÜN KARŞISINDASINIZ”
Ya terörden yana ya da terörün karşısında durma konusunda Batı dünyasının bir tercih yapmak durumunda olduğunun altını çizen Erdoğan “Bilhassa müttefik ve dost ülkeleri ne sebeple olursa olsun terör örgütlerini desteklemenin riskleri, tehlikeleri konusunda hep ikaz ettik. Bugün ikazlarımıza kulak verilmemesinin bedelini tüm bölge ve dünya ödüyor. Geçen hafta Cerablus ve çevresinin terörden temizlenmesi için Fırat Kalkanı Harekatını başlattık. Operasyonlarımız son derece başarılı bir şekilde icra ediliyor. Cerablus’ta hayat hızla normalleşiyor. Bölge halkı gönül rahatlığı ile evlerine dönüyor. 400 kilometrekarenin üzerinde bir alan DAİŞ ve PYD-YPG gibi terör örgütlerinden arındırılmıştır. Çok kısa zamanda elde edilen bu başarı Özgür Suriye Ordusunun DAİŞ ile pekala mücadele edebileceğini ortaya koşmuştur. Uluslararası toplum DAİŞ ile YPG-PYD terör örgütleri arasında bir tercih yapmak zorunda değildir. Zira bu iki örgüt arasında yöntem, hedef, insan hayatına bakış açısı itibariyle hiçbir fark yoktur. Ne var ki son günlerde Batı’daki bazı çevrelenin yaptıkları açıklamaları hayretle karşılıyoruz. Cerablus’ta DAİŞ’in yenilgiye uğratılmasından bazıları adeta rahatsızlık duyuyor. Bunu anlamak mümkün değil. Türkiye olarak bizler devlet olarak ordumuzla, ülkemizin ve bölgedeki sivillerin güvenliğini sağlamak için elimizi taşın altına koymuş durumdayız. Burada artık Batı dünyası bir tercih yapmak durumundadır. Ya terörden yanasınız, terörizmden yanasınız ya da terörizmin ve terörün karşısındasınız. Türkiye olarak daha önce ifade ettiğim hususları tekrarlamakta fayda var, Fırat Kalkanı Harekatının amacı sınır bölgemizdeki terör örgütlerinin ülkemiz, vatandaşlarımız için bir tehdit olmaktan çıkarılmasıdır. Cerablus’tan, sınır bölgemizdeki Suriye’nin Kuzeyindeki şehirlerden sürekli olarak şehirlerimize roketlerle yapılan saldırıları biz duymamazlıktan gelemeyiz. Yüzü aşkın insanımızın bütün bu atılan roketler neticesinde ölmüş olduğu sınır bölgesindeki şehirlerimizi biz bir kenara barakamayız. Hiç kimse bizden Güney sınırımızda bir terör koridorunun oluşmasına rıza göstermemizi beklemesin. Kesinlikle Suriye’nin Kuzeyinde, bizimde Güneyimizde bir terör koridoruna müsaade etmeyeceğiz. Bunun bilinmesini isterim. Hangi terör örgütü olursa olsun bu konudaki tavrımız nettir. İsminin şöyle olması, böyle olması bizi ilgilendirmiyor. Bütün dünyaya sesleniyorum, kimin terör örgütü olduğunu, kimin olmadığını en iyi bilen ülke biziz. Bunun da bilinmesini isterim. DAİŞ’i hedef göstermek suretiyle DAİŞ’e düşman olan dostumuzdur mantığı ile hareket edenler kusura bakmasınlar yanılgı içindedirler ve diğer terör örgütlerinin dostu durumundadır. DAİŞ başta olmak üzere terör örgütlerini Cerablus ve civarından uzaklaştırmayı, bölgesel güvenlik ve huzura katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Biz bu çerçevede uluslararası koalisyon ile ve diğer aktörlerle işbirliği halinde operasyonlarımızı sürdüreceğiz” şeklinde konuştu.

AVRUPA ÜLKELERİNİN SURİYE TUTUMUNA ELEŞTİRİ
Mülteci krizinin bu seneki G-20 Zirvesinde ele alınacak olmasını önemli bulduğunu ve Türkiye’nin bu konuda tarihe geçecek insani bir duruş sergilediğini belirten Erdoğan “Halkımız 3 milyon Suriyeli ve Iraklı kardeşini bağrına basmış, ekmeğini onlarla paylaşmıştır. Dünyada bunun eşi benzeri bir başka ülke yoktur. Antalya’da G-20 liderleri olarak bu konuda külfet paylaşımı ve uluslararası işbirliğinin altını çizmiştik. AB 3 artı 3 milyar avro bu mültecilere destek vereceğini söylemişti, ne oldu? Şuana kadar verilen destek 183 milyon avrodur, bunu da bize ÜNİCEF’e vermiştir. Bu krizi hiçbir ülke tek başına göğüsleyemez. Bu konuda verilen sözler havada kaldı, eyleme dönüşmedi. Avrupa ülkeleri Suriye’deki ateşi söndürmekten ziyade ‘dumanı bize gelmesin’ diye çabalıyor. Bununla ilgili tekliflerimiz çok açık ve net. ‘Gelin Suriye’nin Kuzeyinde bir güvenli bölge oluşturalım’ dedik. Bunu Batılı dostlarımızın hepsi ile görüştüm. Hepsi de ‘gayet iyi olur’ dediler. Bunu söylemlerine rağmen adım atmaya gelince şuana kadar bir adım atılmadı. G-20’nin bu konuda da artık liderlik sergilemesi gerektiğine inanıyorum. Sınır kapılarında gördüğümüz insanlık dışı manzaraların esas nedeni budur” ifadelerini kullandı.
Bu seneki G-20 gündemine ünovasyona dayalı büyüme anlayışının dahil edilmiş olmasının isabetli ve yerinde bir karar olduğunu kaydeden Erdoğan “Liderler olarak ünovasyona dayalı büyüme konusunda Hangzhou’da bir eylem planı kabul edecek olmamız olumlu yönde atılmış bir adım olacaktır. Daha kapsayıcı ve güçlü bir ekonomik büyümenin olmazsa olmazlarından birisi de uluslararası ticaretteki büyümenin sağlanmasıdır. Küresel ticarette meydana gelen yavaşlama küresel ekonominin sürdürülebilir bir şekilde büyümesini olumsuz etkiliyor. Dünya ticaretinin neredeyse yüzde 80’ine tekabül eden G-20 ekonomileri bu önemli konuda öncü bir rol üstlenmelidir. 2016 yılı boyunca G-20 troykasının üyesi olarak dönem başkanı Çin ile yakın bir çalışma gerçekleştirdik. Bu yoğun çalışmanın sonucunda Hangzhou Zirvesinin başarılı bir şekilde sonuçlanacağına inanıyorum” açıklamasında bulundu.

“FIRAT’IN DOĞU’SUNA GEÇTİKLERİNİN İSPATI BİZİM TESPİTİMİZE BAĞLIDIR”
Amerika’dan yapılan açıklamalarda PYD’nin Fırat’ın Doğu’suna geçtiğine Türkiye’nin inanmayacağını, PYD’nin Fırat’ın Doğu’suna geçtiğinin ispatının Türkiye’nin tespitine bağlı olduğunun altını çizen Erdoğan “Münbiç bu işin en önemli hareket noktalarından bir tanesi. Münbiç’in nüfus itibariyle oran yüzde 90’ı aşkını Arap. Buradaki oraya gelen Kürtler veya farklı etnik gruplar bindirilmiş kıtalar. YPG bunlardan bir tanesidir. Bunu Başkan Obama ile görüştüğümüzde bunların buraya girmeyeceğini taahhüt etti, söyledi, bunların hepsi kayıtlarda var. Bu kayıtlarda olan görüşmeden hareketle bizim gerek istihbarat örgütümüz gerekse askeri görevlilerimiz bu görüşmelerini sürdürdüler. Ne yazık ki bu görüşmeye rağmen daha sonra birde baktık ki bunlar Arapları dışlayıp oradan YPG gruplarını Kuzeye doğru göndermenin gayreti içine girdiler. Halbuki biz kendilerine farklı bir tez de sunduk. Dedik ki ‘eğer hedef DAİŞ ile mücadeleyse gelin Kuzeyden Güneye doğru bunları öteleyelim.’ Dediler ki ‘bu 2-3 ay olur.’ O görüşmemizden sonra neredeyse 2 ay geçti. Burada oynanan oyun çok farklı. Biz göbeğimizi kendimiz kesmek zorundayız. Biz durdukça ne yazık ki oralardan birileri sürekli ülkemizi bombalıyor. Bunları bizim sabırla karşılamamız mümkün değil. Kaldı ki biz Cerablus’a girmiyoruz, Cerablus’a Cerabluslu giriyor. Bizim onlara sadece lojistik desteğimiz var. Bu lojistik desteğimle onları kısmi yönlendirecek ekip ile yapıyoruz. Bunun yanında da tanklarla onlara bu lojistik desteği veriyoruz. Bunların içinde Türkmenler, Araplar var. Bunlar Ceablus’un yerli halkıdır. Bundan daha tabi ne olabilir. Biz Türkiye olarak birilerinin yaptığı gibi Cerablus’a girip oraya yerleşmenin hesabı içinde değiliz ki. Tam aksine Cerablus’un gerçek sahiplerinin oraya yerleşmesine yönelik adımlar atıyoruz. Ekranlarda Cerablus halkının nasıl neşe içinde olduğunu, nasıl Türkiye’ye yönelik dualar yaptığını, Türkiye’ye teşekkür ettiklerini izliyoruz. Takip ediyoruz. Oradaki Türkmenler gayet iyi Türkçe konuşuyorlar. Bu oyunu Silahlı Kuvvetlerimiz, oradaki lojistik desteğe katılan arkadaşlarımızla bozmuştur. Ama asıl orada Cerablus’un yerli halkı, fedaican eden halkı ile birlikte bunu başarmışlardır. Bu işin aslı budur. Münbiç ile ilgili şuanda bize ‘Fırat’ın Doğu’suna geçtiler’ diyorlar. Bizde ‘hayır geçmediler’ diyoruz. Fırat’ın Doğu’suna geçtiklerinin ispatı bizim tespitimize bağlıdır. Birilerinin Amerika’da yaptıkları açıklama ile veya şurada burada yaptıkları açıklama ile biz YPG’nin ya da PYD’nin Fırat’ın Doğu’suna geçtiğine inanmayız. PYD bir terör örgütüdür, YPG bir terör örgütüdür, DAİŞ bir terör örgütüdür, bunların hiç birinin birbirinden farkı yoktur. Bunun bilinmesi lazımdır. PKK bir terör örgütüdür. Aynı bölgede PKK’da var. Fırat’ın Doğu’sunda PKK var. Akçakale’nin karşısı, Telabyat’ta kimler var, orası Araplara ait bir yer. Arapları kovdular, bir ara DAİŞ’i yerleştirdiler, DAİŞ oradan çekildi onun yerine PYD’lileri yerleştirdiler. Bunları izliyoruz. Kimse bizi aldatmaya kalkmasın” dedi.

EFKAN ALA’NIN GÖREVİ BIRAKMASINI DEĞERLENDİRDİ
Efkan Ala’nın neden istifa ettiği yönündeki bir soruya da cevap veren Erdoğan, bir hükümette zaman zaman değişiklikler olabileceğini söyleyerek ”Sayın Başbakan mesai arkadaşları ile ya da kendi istiareyi yaptığı arkadaşları ile nitekim sonunda benimle istişarede bulunmuştur, ortaya sürmüş olduğu tezler haklı. İçişleri Bakanımız Sayın Ala bu süreç içinde kendileri istifasını vermek suretiyle böyle bir değişim bu süreç içinde yapılmıştır. Ne Efkan Ala kardeşimizden bir sıkıntı söz konusudur ne de bu süreç içinde ona yönelik herhangi bir olumsuzluğu söylemeye ne Sayın Başbakan’ın ne benim herhangi bir haddimize değildir, o kadar da açıktır. Bunlar bizim dava arkadaşımızdır, yol arkadaşımızdır. Yolculuk esnasında zaman zaman ‘performans kaybı’ diyebilirsiniz ya da farklı şeyler söyleyebilirsiniz, bu tür değişiklikler her kabinede olabilir. Aradan bir müddet geçer farklı bakanlıklarda benzer şeyler olabilir ama şuanda böyle bir şey Sayın Başbakan’dan bana iletilmiş değil, hükümetimizin gündeminde böyle bir şey yok, yoluna hükümetimiz kararlı bir şekilde devam ediyor. Gündemimizin en önemli başlığı, darbeden sonra teröristlerle mücadeledir, bu mücadele alanımız da bellidir. Yoğun bir çalışma ile bunun üzerine gidiyoruz. Milletimizin huzuru bizim için önceliklidir” diye konuştu.

“BU BEYEFENDİNİN İFADELERİ BENİM İÇİN KIYMETİ HARBİYESİ OLMAYAN İFADELERDİR”
CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun adli yıl açılış törenine yönelik eleştirilerinin hatırlatılması üzerine Erdoğan, kendisinin bu açıklamaları dinlemediğini söylemesinden sonra soruyu soran gazetecinin “Toplantının yüz karası olduğunu ifade etti” demesi üzerine “Çok ayıp” ifadelerini kullandı. Erdoğan “7 Ağustos’u yaşamış olan bir insanın, bir genel başkanın bu toplantı ile ilgili ‘yüz karası’ ifadesini yakıştırması gerçekten çok çok çirkin. Bir ana muhalefet partisinin genel başkanına ben bunu yakıştıramıyorum. Bugün adli yılın açılışını yaşayanların yaklaşımıdır benim için aslolan. Bu beyefendinin ifadeleri benim için kıymeti harbiyesi olmayan ifadelerdir. Çok yazık. Biz 7 Ağustos’ta bu ülkede birlik ve beraberliğe yönelik bir adım atalım dedik, 7 Ağustos’ta Yenikapı’ya da gelmeyecekti, sonra arkadaşlarının bindirmesi neticesinde Yenikapı’ya geldi. Dedik ki, bundan sonra artık herhalde Türkiye’de birlik, beraberlik, dayanışma ile geleceğe yürüyeceğiz. Beştepe’ye geldiler, Beştepe’de kendileri ile konuştuk, birliği beraberliği konuştuk. Herhalde dedik artık yolumuza bundan sonra çok daha farklı yürüyeceğiz. Bunu karanlık olarak göstermek için sizin gerekçeniz nedir? Burası bir siyasi merkez değil, burası milletin evi, burası devletin evi. Burada tüm bakanlıklar, devletin tüm kurumları rahatlıkla gelip toplantılarını yapabilirler. Cumhurbaşkanı bu ülkede yasamanın, yürütmenin, yargının, üçünün de başıdır, devletin başıdır. Bunu bilmeyene biz ne anlatacağız. Kalkıp Bakanlar Kurulunun Mecliste toplantı yapması gibi bir benzetmeyi yapmak herhalde çok daha farklı bir şey, çünkü Bakanlar Kurulu yasama organı değildir, Bakanlar Kurulu yürütme organıdır. Parlamento ise yasama organıdır. Bizim burası tamamıyla milletin evi olarak kurulmuş, milletin emrinde olan bir yerdir. Milletin emrinde olan bu yerde ilk defa yargı bu kadar muhteşem, güzel, görkemli bir açılış törenini gerçekleştirmiştir. Benim aldığım geri dönüşler de çok olumludur. Tabi beyefendi germek istediğini söylüyor, görmek istediğini konuşuyor, teessüf ederim” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Başbakan yardımcısı Mehmet Şimşek, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi ve Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak eşlik edecek.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı uğurlamaya katılanlar arasında Meclis Başkanı İsmail Kahraman da bulundu.
(İHA)


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.